çalımsız gol atmak yok
sinirliyim sana insanlık, toplum, birleşen tüm kavramlar:
sokakta, yol ortasında top/futbol oynayan çocuklardan gelen ses. içimde, içimizde, sürekli, bir, çocukluktan bahsetme aşkı, bir, yalnızlığı kutsama isteğiyle karşılaşmak, öyle yorucu ki; en güzel hatırlanan yıllara sığınmak, yine o günleri yaşama isteği, sorumluluklardan, baskılardan kaçma dürtüsü, her şeyi basit ve olduğu gibi sevebilme lüksüne sahip olmak, kuralsızlık içinde büyümemeye çalışmak, elbette cazip geliyor.
bir şeyler daha diyordu çocuklar. alkolden, esrardan bahsediyorlar artık. “alkol ala’k, esrar ala’k” gibi şaka içerisinde bunu konuşabiliyorlar. aslında, çocukluklarını bile yaşamıyorlar kaldı ki. insan 7-10 yaşlarında neden alkolden, uyuşturucudan bahsetsin. nasıl bahsedebilir. yani, bunun, ecnebi diyarlarında olduğunu görsem bile şaşırırım. modernlik buysa, sokayım böyle modernliğe, çağdaşlığa, gelişmeye.
çocuklar böyle de, içine dahil olduğum gençlik farklı mı. belki beş yıl önce duymadığım bir jargon yerleşmiş, nasıl oldu, ne ara oldu, bilemeden, anlayamadan. kova, kapak, hap… requiem for a dream… izlediklerinizin gerçek olmaya başladığını anlamanız için, bir filmde oynamanıza gerek yok sanırım.
benim beklediğim şeyse, delorean ın, back to the future ın gerçekleşmesi…
hani diyorlar ya, diyoruz ya; böyle bir dünyaya çocuk getirlmez, diye. işte bu dünyaya getirilmez o çocuk. yok olmayı dileyecek çocuklar yapmayın, artık üremeyelim, biz de kendi sonumuzu yazalım böylece. diğer türlü, teker teker de olsa, bu karmaşanın boğduğu insanlar, aranızdan ayrılacak. ve milyarlarca kalabalık, dünyada hiçbir ademoğlunun olmadığı kadar yalnız, kimsesiz kalacak.
tsu basa olup, sokak maçları yapmayı özleyen nesle,
=
-seyyar